Merhaba! 2016-2017 sezonu
Yunus Yoga Akademisi, çalışmalarını yoganın sağlık üzerine yaptığı olumlu etkileri ve ruhsal düzeyde yaptığı iyileştirmeleri göstermek amacıyla 12 yıldır sürdürmektedir. Akademide çeşitli yaş grupları için düzenli olarak yoga çalışmaları yapılmaktadır ve bunun yanı sıra tinsel yönden araştırma ve çalışmalar da devam etmektedir. Tinsel çalışmaların başında, düzenli olarak gerçekleşn aktif meditasyonlar vardır. Bu aktif meditasyonlar aydınlanmış mistik OSHO tarafından geliştirlmiş meditasyonlardır.

Günümüzde yoga ve meditasyon çalışmalarının zihni rahatlatan, enerjikliği artıran ve sağlığı iyileştirici etkileri bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Çok eski zamanlardan beri uygulandığı doğu kültürlerinin yanı sıra, batı ülkelerinde de oldukça saygı ve ilgi gören bir alan olmuştur. Hatta batı ülkelerinde sayıları oldukça hızlı biçimde artan yoga merkezleri dikkat çekmektedir. Bu merkezler doğu kültürlerinin eşsiz mistik çalışmalarının insan sağlığı ve zihni üzerine yaptığı olumlu etkileri keşfedip, bunları diğer batı kültürleriyle paylaşmak üzere kurulmuş merkezlerdir. Unutulmamalıdır ki, insanın dışında gelişen bilimlerde ve teknolojide usta olan batı dünyası iken, doğu kültürleri ise her zaman insanın içsel noktalarına dokunabilen tinsellikte usta olmuşlardır.

Akademimiz, bir spor çalışması olmaktan çok öteye geçen bir deneyim olan yoga ile sağlıklı ve uzun yaşamanın anahtarını bulacabileceğiniz bir paylaşım ortamıdır. Kesinlikle bir din olmayan ve hiçbir inanç sistemiyle ilgisi olmayan meditasyon deneyimleri ile içe dönüş ve psikolojik iyileşme yollarını keşfedebileceğiniz bir sevgi ortamıdır.

Yoga öğretileri derki:

ÜÇ TÜR BESİN
"Organizmanın hayatının idamesi için, psişik faaliyet için, şuurun yüksek fonksiyonları ve üstün bedenlerin büyümesi için gerekli olan bütün maddeler, organizma tarafından, ona dışarıdan gelen besinlerden üretilirler."
"İnsan organizması üç türlü besin alır:
I- Yediğimiz mutat besinler.
II- Soluduğumuz hava.
III- İzlenimlerimiz."
"Havanın bir tür besin olduğunu kabul etmek güç değildir. Fakat izlenimlerin ne şekilde besin olduklarını anlamak ilk bakışta güç gözükebilir. Bununla beraber, is¬ter ses, ister görüntü, isterse koku biçiminde olsun, her dış izlenim ile, dışardan belli miktarda enerji, belli sayıda titreşimler aldığımızı hatırlamalıyız; organizmaya dışardan gelen bu enerji, besindir. Dahası, önce de söylendiği ü-zere, enerji, maddesiz olarak nakledilemez. Eğer bir dış izlenim, kendisi ile birlikte organizmaya dış enerji getirirse, bu, terimin tam anlamıyla, organizmayı besleyen dış maddenin de girdiği anlamına gelir.
"Varlığını, normal olarak sürdürmesi için organizmanın her üç çeşit besini de alması gerekir; yani fiziksel besin, hava ve izlenimler. Organizma, bir ya da iki besin ile varlığını sürdüremez; her üçü de gereklidir. Fakat bu besinlerin birbirleriyle olan ilişkileri ve organizma açısından taşıdıkları önem, aynı değildir. Organizma, fiziksel besin olmaksızın nispeten uzun bir zaman var olabilir. Altmış günü aşan açlık vakaları bilinmektedir ki, bu zaman zarfında organizma hayatiyetinden hiç bir şey yitirmemiş ve besin almaya başlar başlamaz kendini toparlamıştır. Doğaldır ki, bu çeşit açlık, tam açlık sayılmaz, zira tüm böyle yapay açlık durumlarında insanlar su içmişlerdir. Bununla beraber insan, birkaç gün süreyle su içmeksizin de aç kalabilir. Havasız olarak birkaç dakika yaşayabilir, bu iki ya da üç dakikadan fazla değildir; kaide olarak dört dakikadan fazla havasız kalan insan ölür. İzlenimsiz olarak insan bir an bile yaşayamaz. Eğer izlenimler akışı, şu ya da bu şekilde durdurulursa veya organizma, izlenim alma yeteneğinden mahrum edilirse derhal ölür. Dışardan bize gelen izlenimler akışı, bizim için, hareket ileten sürücünün dizgini gibidir. Bizler için baş uyaran doğadır, çevremizdeki âlemdir. Doğa, izlenimlerimiz vasıtasıyla, bize, onun sayesinde yaşadığımız, hareket ettiğimiz, varlık sahibi olduğumuz enerjiyi nakleder. Eğer bu enerjinin içimize akışı durdurulursa, makinemizin çalışması derhal son bulur. Bundan böyle, insanın, uzun süre sadece izlenimlerle varlığını sürdüremeyeceği mantığa uygun olmakla beraber, söz konusu üç becetsinden bizim için en önemlisi, izlenimlerdir. İzlenimler ve hava, insanın biraz daha fazla varlığını sürdürmesini sağlarlar. İzlenimler, hava ve fiziksel besin, organizmanın normal hayat devresinin sonuna kadar yaşamasını ve sadece onun yaşamını sürdürmesi için değil fakat üstün bedenlerin yaratılması ve büyümesi için gerekli olan maddeleri üretmesini sağlarlar.
"Evvelce, hayatın mutat koşulları içerisinde kendi kendimizi hatırlamadığımız açıklanmıştı; yani bir algı¬lama, bir duygu, bir düşünce ya da bir hareket anında kendimizi hissetmediğimiz, kendimizin farkında olmadığımız zaman ve eğer insan bunu anlar da kendi kendini hatırlamaya çalışırsa, kendi kendini hatırlarken aldığı her izlenim, tabir caizse, iki misli olacaktır. alışılmış bir psişik durumda sadece, bir sokağa bakarım. Fakat kendi kendimi hatırlarsam sadece sokağa bakmam; kendi kendime: 'Bakıyorum' der gibi baktığımı hissederim. Sokağın bir izlenimi yerine iki izlenimi vardır; biri sokağa, diğeri ise ona bakan kendime aittir. Kendi kendimi hatırlamam ile meydana gelmiş olan bu ikinci izlenim, ilâve şoktur'."
"İnsan organizmasını, üç katlı bir fabrika olarak ele alalım. Bu fabrikanın üst katı, insanın başından oluşmuştur; orta kat, göğüsten ve alt kat ise mide, arka ve bedenin aşağı kısmından oluşmuştur.
"Burada izlenim yiyeceği, üst kata; hava, orta kata ve mutat besinler, alt kata karşılık düşerler."
GEREKSİZ ENERJİ SARFI VE AKÜLER
"Her bakımdan tamamen lüzumsuz ve zararlı olan, 5rneğin duyguların faaliyeti, onların ifade edilmesi, kaygı, tedirginlik, acelecilik ve tamamen gereksiz, bütün bir dizi otomatik hareketler gibi faaliyetlere çok büyük enerji harcanır. Böyle gereksiz faaliyetlere istediğiniz kadar örnek bulabilirsiniz. Her şeyden önce, ne kontrol edebildiğimiz ne de durdurabildiğimiz, çok büyük miktarda enerji çeken, zihnimizdeki düşüncelerin sürekli akışı vardır. İkinci olarak da organizmamıza ait kasların tamamen gereksiz olan sürekli gerilimi söz konusudur. Kaslar, biz hiç bir şey yapmıyorken bile gerilim halindedir. Küçük ve önemsiz bir işi yapmaya başlar başlamaz, en güç, en ağır bir iş için gerekli olan bütün bir kas sistemi derhal harekete geçer. Yerden bir iğneyi alırken, bu hareket için, kendi ağırlığımızdaki bir kimseyi yerden kaldırmada harcanacak enerjiyi harcarız. Kısa bir mektup yazarken, kaim bir kitabı yazmaya yetecek kadar kas enerjisi kullanırız. Bütün mesele, hiç bir şey yapmıyorken bile, her zaman, sürekli kas enerjisi harcamamızdır. Yürürken omuz ve kol kaslarımız, gereksiz olarak gergindir; otururken, bacak, boyun, sırt ve mide kaslarımız yine gereksiz biçimde gergindir. Kol, bacak, yüz ve bütün vücut kaslarımız gergin olduğu hâlde uyuruz; ve sürekli olarak çalışmaya amade bulunmakla, hayatımız boyunca yaptığımız bütün gerçek yararlı çalışmalara harcayacağımızdan daha fazla enerji harcadığımızın farkında değilizdir."
"Bunlardan başka herhangi bir konu hakkında herhangi bir kimseyle, veya kimse yoksa kendimizle yaptığımız sürekli konuşma alışkanlığına, fantezilere, gündüz rüyasına dalma alışkanlıklarına değinebiliriz; sürekli halet ve duygu değişikliğini, insanın, hissetmeye, düşünmeye ya da söylemeye kendisinin zorunlu olduğunu sandığı, tamamen yararsız pek çok şeyi ele alabiliriz."
"Fonksiyonları bizim hayatımızı oluşturan üç merkezin çalışmasını ayarlamak ve dengelemek için, organizmamız tarafından üretilen enerjiden tasarruf etmeyi, bu enerjiyi lüzumsuz fonksiyonlara sarf etmemeyi ve onu, aşağı merkezleri yüksek merkezlere tedricen bağlayacak faaliyete biriktirmeyi öğrenmek gerekmektedir.

 

Bu paylaşım ve sevgi ortamımıza sizleri de bekliyoruz.
Sevgiyle,

Yunus Yoga Akademisi